İran’da hayat pahalılığına karşı başlayan ve kısa sürede rejim karşıtı bir isyana dönüşen protestolar ülke genelinde sürerken, Tahran yönetimi artan baskı ve dış gerilim karşısında nükleer müzakereleri yeniden gündeme taşıyor.
Güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle can kayıpları artarken, ABD ile askeri çatışma ihtimalinin de konuşulduğu bir atmosferde İran’dan Washington’a iletildiği belirtilen “nükleer pazarlık” mesajı, krizi diplomasi üzerinden yönetme arayışının işareti olarak değerlendiriliyor.
BBC’nin sahadaki kaynaklara ve insan hakları örgütlerine dayandırdığı bilgilere göre, İran genelinde şimdiye dek en az 495 protestocu ve 48 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, 10 bin 600’den fazla kişi gözaltına alındı. İran yönetimi resmi bir can kaybı açıklamazken, uluslararası basın internet kesintileri ve erişim engelleri nedeniyle bilgileri doğrulamakta güçlük çekiyor.
“Sokaklar savaş alanı gibi”
BBC’ye konuşan Tahranlı bir kaynak, “Durum çok kötü. Arkadaşlarımız öldürüldü. Gerçek mermilerle ateş ettiler. Sokaklar kan içinde” ifadelerini kullandı. BBC Verify ekibi, Tahran yakınlarındaki Kahrizak Adli Tıp Merkezi’nden gelen görüntülerde yaklaşık 180 ceset torbası saydı. Rasht kentindeki bir hastaneye tek bir gecede 70 cenazenin getirildiği doğrulandı.
Sağlık çalışanları, protestocuların baş ve göğüslerinden vurulduğunu, birçoğunun hastaneye ulaşamadan hayatını kaybettiğini aktardı.
Protestolar rejim karşıtı bir hatta evrildi
28 Aralık’ta yükselen fiyatlara karşı başlayan gösteriler, kısa sürede İran İslam Cumhuriyeti’nin teokratik yapısını hedef alan sloganlara dönüştü. Tahran, Meşhed, İlam, Kermanşah ve Buşehr’de doğrulanan görüntülerde güvenlik güçlerinin kalabalıklara ateş açtığı görülüyor.
Reuters‘ın aktardığına göre İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, protestoların arkasında ABD ve İsrail’in olduğunu savunurken, bu iddialara dair herhangi bir kanıt sunmadı. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise göstericileri “vandallar” olarak niteledi ve eylemlerin ABD Başkanı Donald Trump’ı memnun etmeyi amaçladığını söyledi.
İran Başsavcılığı, protestocuları “Tanrı’ya karşı savaş açmakla” suçladı; bu suçlama İran hukukunda idam cezası anlamına geliyor.
ABD’den sert mesajlar, askeri seçenek masada
Washington cephesinde ise ton giderek sertleşiyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetiminin kendisiyle temasa geçerek nükleer program konusunda müzakere istediğini söyledi. Ancak Trump, güvenlik güçlerinin protestoculara ateş açmaya devam etmesi halinde ABD’nin askeri müdahale dahil “çok güçlü seçenekleri” değerlendirdiğini açıkladı.
Reuters’a konuşan ABD’li yetkililere göre masadaki seçenekler arasında:
- İran’a yönelik sınırlı askeri saldırılar,
- Siber operasyonlar,
- Yeni ve daha ağır ekonomik yaptırımlar,
- Rejim karşıtı gruplara çevrimiçi destek verilmesi yer alıyor.
Trump ayrıca, İran’daki internet kesintisini aşmak için Elon Musk ile Starlink uydu interneti konusunda görüşeceğini söyledi.
Tahran’dan tehdit: “ABD üsleri ve İsrail hedef olur”
İran Meclis Başkanı ve eski Devrim Muhafızları komutanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’yi “yanlış hesap” yapmaması konusunda uyardı. Kalibaf, olası bir saldırı halinde İsrail’in yanı sıra bölgedeki tüm ABD üsleri ve gemilerinin meşru hedef olacağını söyledi.
BBC‘ye göre Trump, İran yönetiminin kendisiyle temasa geçerek nükleer program konusunda yeniden pazarlık yapılabileceği mesajını verdiğini de söyledi. Washington’a göre bu temas, sahadaki şiddetin durdurulması ve Tahran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması karşılığında yeni bir diplomatik sürecin kapısını aralayabilir. Ancak Beyaz Saray, güvenlik güçlerinin protestoculara yönelik müdahalesinin sürmesi halinde müzakere ihtimalinin hızla rafa kalkabileceği uyarısında bulundu.
İran yönetimi, ölenleri “ABD ve İsrail’e karşı direnişin şehitleri” olarak niteleyerek üç günlük ulusal yas ilan etti.
Bu gelişmeler, İran’ın henüz Haziran 2025’te ABD ve İsrail’le yaşadığı 12 günlük savaşın etkilerinden çıkamadığı bir dönemde yaşanıyor. O savaşta ABD, İran’ın nükleer tesislerini vurmuş; İran ise İsrail’e ve Katar’daki bir ABD üssüne füze saldırıları düzenlemişti.
Reuters’a konuşan İsrailli güvenlik kaynakları, Tel Aviv’in olası bir ABD müdahalesi ihtimaline karşı yüksek alarm durumuna geçtiğini belirtti.











