Küresel piyasalarda hafta başında yaşanan sınırlı satış dalgasının arkasında, yapay zekanın 2028 itibarıyla büyük çaplı iş kayıplarına yol açabileceğini öne süren bir senaryo raporu yer aldı.
ABD merkezli Citrini Research tarafından yayımlanan ve 2028’den yazılmış “hayali bir gelecek notu” formatında kaleme alınan rapor, yapay zekanın beyaz yakalı işlerde büyük çaplı tasfiyelere neden olabileceği uyarısında bulundu.
Raporda bunun bir tahmin değil, yalnızca olası bir senaryo olduğu özellikle vurgulandı.
Senaryoya göre kısır döngü…
Wall Street Journal’dan James Freeman’ın analizine göre yapay zeka sektöründe yeni iş alanları oluşsa da bunlar kaybedilen pozisyonları telafi etmeye yetmeyecek.
Şirketler kar marjlarını korumak için personel azaltırken yapay zeka yatırımlarını artıracak. Bu durum daha gelişmiş yapay zeka sistemleri ve daha az çalışan ihtiyacı anlamına gelecek. Süreç kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşecek.
Özellikle yüksek maaşlı beyaz yakalı alanlarda yaşanacak toplu işten çıkarmaların ekonomiye yayılacağı; iş bulamayan beyaz yakalıların mavi yaka ve gig ekonomisine (serbest çalışma ekonomisi) yönelmesiyle iş gücü arzının artacağı ve ücretlerin baskılanacağı öne sürüldü.
Bu tablo, tüketim odaklı ABD ekonomisi üzerinde soğutucu bir etki yaratabilecek bir senaryo olarak tanımlandı.
Piyasalar toparlandı
Söz konusu raporun ardından pazartesi günü hisse senedi piyasalarında sınırlı bir satış görülse de, salı günü yatırımcıların daha sakin bir tutum takınmasıyla kayıpların bir kısmı telafi edildi.
Uzmanlar, teknolojik dönüşümlerin ilk aşamasında belirsizlik ve korkunun doğal olduğunu ancak uzun vadeli etkilerin daha farklı olabileceğini belirtiyor.
Tarih ne diyor?
Teknolojinin iş gücü üzerindeki etkisine ilişkin tartışma yeni değil. 1980 yılında, ABD’nin tarihteki en büyük istihdam artış dönemlerinden birine girmek üzere olduğu sırada New York Times’ta yayımlanan bir başlık “Bir Robot İşinizin Peşinde” uyarısında bulunmuştu.
Makale, robotlar gibi devrim niteliğindeki teknolojilerin ciddi iş kayıplarına ve çalışma yaşamında bozulmaya yol açabileceğini savunuyordu. Bu bağlamda ilerleyen yıllarda ABD’de reel ücretler yükseldi ve toplam istihdam 60 milyondan fazla arttı.
Benzer bir tartışma 1940’ta da yaşandı. Gazete manşetlerinde “Makine Uzun Vadede İnsanların Yerini Alır mı?” sorusu gündeme taşınmıştı. Dönemin Massachusetts Institute of Technology Başkanı Karl T. Compton, teknolojik ilerlemenin bazı alanlarda işsizliğe yol açsa da yeni sektörler yaratarak toplam istihdamı artırdığını savunmuştu. Nitekim o tarihten bu yana ABD’deki toplam iş sayısı yaklaşık beş katına çıktı.











