
KKTC’de de bu şekilde olaylar yaşanabilir. Küçük tasarruf sahipleri dolandırılabilir, paralarını kaybedebilir.
Türkiye’de son dönemde yaşanan ve futbolcuların karışması nedeni ile medyatik olan, yüksek getiri vaadiyle fon kurduğunu söyleyip para toplayan kişi ve kurumların mantar gibi çoğaldığını okuyoruz. Bu durumla KKTC’de de karşılaşmamız çok olası.
Türkiye’de politika faizinin enflasyonun altında belirlenmesi, TL’nin iç ve dış değerinin hızla düşmesine yol açtı. Ekonomi bilimine göre; reel faizin uzun bir süre negatif olması ekonomideki tasarruf ve harcama tercihlerini değiştirir. Türkiye’de ve ülkemizde Türk Lirası tutanlar bankalara yatırdıkları mevduat karşılığında enflasyonun altında faiz almaya başlayınca, anaparalarını yani paralarının satın alma gücünü, koruyabilmek için güçleri yetiyorsa gayrimenkul ve otomobil alımına yetmiyorsa, dövize, altına ve borsaya yöneldiler. Bu talep bütün bu alanlarda fiyatların çok hızlı artmasına neden oldu. Daha fazla getiri elde etmek isteyenler ise ne olduğu belli olmayan ve yüksek getiri vaat eden fonlara girdiler. TL’deki negatif reel faiz, kurbanını bekleyen dolandırıcıların işini kolaylaştırdı.
Literatürde Ponzi oyunu diye bilinen ve sonra girenin parasıyla bir öncekine getiri ödemesi yapılması düzeni olarak tanımlanan dolandırıcılık sisteminin en kapsamlısı Türkiye’de 1980’lerde yaşanan bankerler olayıydı.
Bizim ülkemizde de aylık %13-18 arası getiri vaadinde bulunanlar olduğunu piyasadan ve müşterilerimizden duyuyoruz. Bunlara kesinlikle itibar etmeyin ve paranızı dolandırıcılara kaptırmayın.










