Kaldığımız yerden devam Seçim derdi bitti geçim derdi devam. İnsan sosyal bir varlıktır Sosyal bir varlık olarak insan ne demek? İnsan, toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Bir arada yaşamaya ihtiyaç duyar.
Bu ihtiyaç psikolojik olduğu kadar, sosyal ve iktisadî bir gereksinimdir. Bu gereksinimler çeşitli milletlerin, farklı dinlerin, ideoloji ve sistemlerin insanlar arasında kabulünü sağlar. Aristoteles Sosyal bir devlet ne demek? Sosyal devlet; bireylere asgari gelir güvencesi veren, onları toplumsal risklere karşı koruyan, fırsat eşitliği yaratan,sosyal güvenlik olanağı sağlayan ve yurttaşların tümüne eğitim, sağlık, barınma gibi hizmetleri sunan bir anlayışı ifade etmektedir Evet bizim ülkemizde hikaye buradan başlıyor bir kişiyi seçebilmek adına Ülke kaynaklarını Fuzuli kullanan toplumun verdiği mesajı alamayan katılımın Kuzey Kıbrıs’ın kuruluşundan bugüne bu kadar düşük oldugu bir seçim olmamıştır.
Halk mesajmı vermiştir umursamamış mıdır belki de keyfine düşkün olduğu için Sandığa gitmemiştir, tüm bunları yorumlayacak seçim sonrası toplumun önüne koyabilecek olan öncelikle hükümette bulunan koalisyonun sorumluluğunda olsa da tüm siyasi partilerin ve sivil toplumun bu konuyu masaya yatırması demokrasiye sosyal adalete sosyal devlete ve insanın sosyal bir varlık olduğuna inanan Kıbrıslı Türklerin kaygısından hiçbir şey çıkarmayan yapıların sonsuza dek sürecek bir serüven yaşamayacaklarını bilmeleri gerekmektedir.
Türkiye’de ve Kıbrıs’ta yaşanan seçim süreci Aslında yaşadığımız bir çok sıkıntıyı da önemlilik noktasında daha geride bırakmış olsa da yaşadığımız gerçekler iktisadi sosyal ve siyasal olarak olarak bir çıkmazın içinde olduğumuz gerçeğini ne kadar süslensede üzerini göremeyeceğimiz büyük bir sıkıntının içindeyiz.
Sosyal devletin topluma yarattığı pozitif eşitlikçilik ve toplumun ortalama gelir seviyesinin yoksulluk seviyesini çok üzerinde olduğu ve devletin sunduğu olanaklarla bu kazancıyla geçinen ve fırsat eşitliğini gören ve yaşayan insanlar yaşamlarını planlarken geleceklerini ve ailesinin temel sorunlarının düşünerek kendi yaşamıyla ilgili kısıtlamalara maruz kalmaz.
Bizim ülkemizde her birey ailesinin her ferdinin ebeveyn olarak kendi önceliklerini bırakarak çocuklarının yaşamlarını kolaylaştıracak tüm sorumlulukları almaktadır.
Yaşamın belli bir zaman aralığında sonsuz olmadıgını bilen ve insanın sosyal bir varlık olduğunu düşünen bireyler özgürlükleri ve kazanımları sosyal devletlerde toplumsal fayda üzerinden kabul ederler.
Bizim ülkemizde şu anda yaşanan sosyal İktisadi ve siyasal birçok sorunun temelsiz bir sistem,güne ve zamana göre problem çözme anlayışı bugün yaşadıklarımızın sadece birkaç sebebinden bir tanesi olabilir ancak 1963 ve 1974 sonrasında Kıbrıs Türk halkının mücadelesinin taçlandırılacağı murad edilen durumun bu olmadığı toplumun büyük bir kesimi tarafından her alanda yüksek bir şekilde konuşulmasına rağmen ülkeyi yönetme sorumluluğu alan hükümetlerin halkın temel sorunlarını çözme noktasında başarısız olmuşlardır.
Avunacak ve övünecek birçok malzeme siyasilerde vardır ancak esas olan ülkede geçim sıkıntısı çeken yüz binlerce insanın yaşadığı sıkıntıların sorumlusunun ya da sorumluluklarının kim olduğu noktada ‘görmedim bilmiyorum duymadım’ Sessizliği bu halkın geleceğini çalmaktadır.
21 yüzyılda iletişim çağı dediğimiz bu çağda insanların her türlü bilgi ve donanıma ulaşabileceği zamanda biz ülkemizde birçok şeyi gelenekçi yöntemlerle sürdürmeye çalışıp bu noktadan hareketlerle çıkış noktası aramak çözüm getirmeyecektir.
Meselenin özne bir halkın özgürce düşünüp bir diğerinin öbüründen farksız olmadığını düşünerek sonucu değiştirme noktasındaki mücadele demokrasi gereği ülkenin daha doğru yönetilmesi adına farklı seçenekleri değerlendirme ve bu seçenekleri tercih ederek farklı tercihlerin farklı düşüncelerine inanmak motivasyonu sağlamak ve halkın çağdaş ve seküler yaşamla ilgili taleplerinin ortaya çıkabileceği akıl ve organizasyon Kıbrıs Türk halkında vardır.
İnsanın sosyal bir varlık olduğu noktada yaşamını kolaylaştırıcı ve konforlu kılan iktisadi değer olan paranın ülkemizdeki yarattığı enflasyonist ekonomi sonucunda toplumumuzun yaşadığı büyük bir kaosun görmezden gelinmesi kazançlarımızın %95’e yakınının TL olduğu bir ülkede giderlerimizin de aynı oranda döviz cinsinden olduğunu düşünürsek sadece son bir ayda ne kadar gelir kaybına uğradığımızı bu ülkeyi yönetenler ve bağımsızlık ekonomistler çok kolay ortaya koyabilir.
Son bir yılda bininin üzerinde kapanan iş yerinin ekonomi üzerindeki etkisi işsizlik göç ve benzeri konuların ülkeyi yönetenler tarafından söylem anlamının dışında bir ağırlığı olmamıştır.
İktisadi sosyal olarak bu toplumun refah ve huzurunu sağlayacak düzenlemelerin ortaya çıkmadığı bu süreçte herkesin kendi başına çaresine baksın denildiği anlamına gelen davranışların Kıbrıs Türk halkının bundan sonraki tercihlerinde gelenekçi ve biatçılıktan kurtularak geleceği için mücadelesini demokratik kurallar içinde bundan önce yaptığı gibi bundan sonra da yapmalıdır.









