Serhat Akpınar: “KKTC yükseköğretiminin geleceği ilk üç sıralamasından ibaret değil”

“Rakamları sıralamak yükseköğretim politikası değildir”

Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, YÖDAK’ın 2026-YKS yerleştirme sonuçlarına ilişkin açıklamasını eleştirerek, KKTC yükseköğretiminin geleceğinin yalnızca üniversitelerin yerleşen öğrenci sayılarına göre değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Akpınar, 40 yılı aşkın süredir yükseköğretim alanında bulunan bir eğitimci olarak yaptığı değerlendirmede, YÖDAK’ın görevinin üniversiteleri sıralamak değil, KKTC yükseköğretimini planlamak, denetlemek, akredite etmek, koordine etmek ve sürdürülebilir bir yükseköğretim politikası geliştirmek olduğunu ifade etti.

“Aynı şartlarda yarışmayan üniversiteler sadece öğrenci sayısıyla kıyaslanamaz”

YÖDAK’ın açıklamasında Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ), Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ve Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin (DAÜ) en fazla öğrencinin yerleştiği üç üniversite olarak öne çıkarıldığını belirten Akpınar, bu verilerin üniversitelerin program ve kontenjan yapılarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Akpınar, söz konusu üniversitelerin toplam program sayıları, YÖK tarafından tahsis edilen kontenjanları, ön lisans programlarının sayısı, sağlık alanındaki program ve kontenjanları, burslu ve yüksek oranlı indirimli kontenjanları ile barınma olanaklarının da açıklanması gerektiğini savundu.

Devlet tarafından doğrudan veya dolaylı desteklenen üniversiteler ile kendi ekonomik kaynaklarıyla faaliyetlerini sürdüren üniversiteler arasındaki maliyet farklarının da değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiğini belirten Akpınar, yalnızca toplam yerleşen öğrenci sayılarını karşılaştırmanın kapsamlı bir yükseköğretim analizi olmadığını ifade etti.

“Kontenjan büyüklüğü görülmeden tercih yoğunlaşması sonucu çıkarılamaz”

Akpınar, YÖDAK’ın açıkladığı verilere göre LAÜ’ye 3 bin 450, YDÜ’ye 3 bin 652, DAÜ’ye ise 3 bin 618 kontenjan ayrıldığını belirterek, bu üç üniversiteye toplam 10 bin 720 kontenjan tahsis edildiğine dikkat çekti.

KKTC genelindeki toplam kontenjanın 18 bin 13 olduğunu kaydeden Akpınar, söz konusu üç üniversitenin toplam kapasitenin yaklaşık yüzde 59,5’ini oluşturduğunu belirtti.

Akpınar, bu tablo dikkate alındığında söz konusu üniversitelerin yerleşen öğrenci sayısında ilk üç sırada bulunmasının tek başına “öğrenci tercih yoğunlaşması” olarak değerlendirilmesinin eksik olacağını ifade ederek, “Kontenjanın nerede yoğunlaştığını açıklamadan öğrencinin nerede yoğunlaştığını açıklayamazsınız” dedi.

Bazı üniversitelerin daha fazla ön lisans, sağlık programı ve öğrenci talebinin yüksek olduğu alanlara sahip olduğuna işaret eden Akpınar, bütün bu unsurların aynı tabloda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“GAÜ ve UKÜ neden aynı değerlendirmede yer almıyor?”

Girne Amerikan Üniversitesi’nin (GAÜ) 2026-YKS yerleştirmelerinde dördüncü, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin (UKÜ) ise beşinci sırada bulunduğunu ifade eden Akpınar, YÖDAK’ın ilk üç üniversiteyi öne çıkarırken ilk beş üniversitenin toplam yerleşmeler içerisindeki ağırlığını da değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Akpınar, özellikle sağlık programları bulunmayan, program çeşitliliği sınırlı olan, yüksek kontenjan tahsis edilmeyen veya kamu desteklerinden yararlanmayan üniversitelerin mevcut rekabet ortamında nasıl ayakta kalacağının tartışılması gerektiğini kaydetti.

“11 bin 555 öğrencinin yerleşmesi önemli”

KKTC üniversitelerine 11 bin 555 öğrencinin yerleşmiş olmasının önemli olduğunu belirten Akpınar, ülkeye gelecek tüm öğrencileri kutladı.

Ancak söz konusu başarının öncelikle yıllardır ağır ekonomik ve siyasi koşullara rağmen faaliyetlerini sürdüren KKTC üniversitelerine ait olduğunu savunan Akpınar, üniversitelerin kendi kaynaklarıyla uluslararası tanıtım yaptığını, burs ve barınma imkanları oluşturduğunu, akademisyen istihdam ettiğini ve uluslararası akreditasyon çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Akpınar, üniversitelerin ayrıca ambargo ve izolasyonlarla mücadele ederek markalarını kendi imkanlarıyla uluslararası alanda tanıtmaya çalıştığını belirtti.

“KKTC’nin 2030 yükseköğretim stratejisi nedir?”

KKTC’nin yükseköğretim alanında uzun vadeli bir stratejiye sahip olup olmadığının sorgulanması gerektiğini belirten Akpınar, YÖDAK, Milli Eğitim Bakanlığı ve hükümete çeşitli sorular yöneltti.

Akpınar, KKTC’nin 2030 yükseköğretim stratejisinin ne olduğunu, öğrenci sayısı hedefinin belirlenip belirlenmediğini, Türkiye’den gelen öğrenci sayısındaki durağanlığın nasıl tersine çevrileceğini ve üniversitelerin program planlamasının hangi ulusal stratejiye göre yapıldığını sordu.

Uluslararası öğrenci pazarlarında KKTC’nin nasıl temsil edildiği, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin KKTC üniversitelerine yönelik girişimlerine karşı hangi kurumsal stratejinin uygulandığı ve üniversitelere uluslararası akreditasyon konusunda hangi teşviklerin sağlandığının da açıklanmasını isteyen Akpınar, yeni pazarlara açılmak amacıyla devlet düzeyinde hangi ülkelerle yükseköğretim anlaşmaları yapıldığını sordu.

Üniversitelerin artan enerji, personel, ulaşım ve operasyon maliyetleri karşısında hangi politikaların geliştirildiğinin de ortaya konulması gerektiğini belirten Akpınar, pandemi döneminde ve sonrasında yükseköğretime yönelik kapsamlı bir devlet stratejisinin bulunup bulunmadığını sorguladı.

“Üniversiteler kendi kaderlerine terk edilemez”

KKTC yükseköğretiminin ülkenin en stratejik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayan Akpınar, sektörün binlerce kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağladığını, konut, ulaşım, ticaret ve turizm başta olmak üzere ekonominin birçok alanını etkilediğini belirtti.

Yükseköğretim yönetiminin yalnızca kontenjan ve yerleşme rakamlarının açıklanmasından ibaret olamayacağını ifade eden Akpınar, üniversitelerin kendi kaderleriyle baş başa bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Akpınar, KKTC yükseköğretiminin tek bir ulusal strateji altında dünyaya taşınması gerektiğini kaydetti.

YÖDAK’a çağrı

YÖDAK’a çağrıda bulunan Akpınar, kurumun üniversiteleri sıralamak yerine yükseköğretimi planlaması gerektiğini belirtti.

Akpınar, üniversitelerin birbirleriyle yarıştırılması yerine sistemin tamamının rekabet gücünün artırılmasını isterken, yalnızca öğrenci sayılarına değil; program başına öğrenci, kontenjan başına yerleşme oranı, burs oranları, ön lisans-lisans dağılımı, sağlık programlarının etkisi, kamu destekleri, barınma avantajları, uluslararası öğrenci oranları, akreditasyonlar, bilimsel üretim ve mezun istihdamı gibi göstergelerin de kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.

YÖDAK’ın verileri hangi metodolojiyle yorumladığını ve KKTC yükseköğretiminin bütünü için nasıl bir vizyon ortaya koyduğunu açıklaması gerektiğini belirten Akpınar, ancak bu şekilde sağlıklı bir yükseköğretim değerlendirmesinin yapılabileceğini kaydetti.

Akpınar, KKTC yükseköğretiminin ihtiyacının üniversiteleri birinci, ikinci ve üçüncü olarak sıralayan bir anlayış olmadığını belirterek, kaliteyi yükselten, haksız rekabeti ortadan kaldıran, uluslararasılaşmayı devlet politikası haline getiren ve Türkiye Cumhuriyeti ile yükseköğretim politikalarını stratejik zeminde koordine eden ulusal bir yükseköğretim vizyonuna ihtiyaç olduğunu ifade etti.

“Rakam açıklamak kolaydır. Asıl mesele politika üretmektir” diyen Akpınar, tartışılması gerekenin hangi üniversitenin birinci veya dördüncü olduğu değil, KKTC yükseköğretiminin dünyada nerede bulunduğu ve gelecekte nereye taşınacağı olduğunu belirtti.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com