Ekonominin nefes almakta zorlandığı, işletmelerin ayakta kalmak ve işletme sermayelerini çevirmek için mücadele ettiği bir dönemde, Kalkınma Bankası tarafından açıklanan “Can Suyu Kredisi” ilk bakışta umut verici bir adım olarak değerlendirilebilir.
Eylül ayı sonuna kadar başvuruların kabul edileceği ve yaklaşık bin işletmeye birer milyon lira kredi kullandırılmasının hedeflendiği belirtiliyor. Ancak tam da burada önemli bir paradoks ortaya çıkıyor: Can suyu kredisi gerçekten kime verilecek?
Ekonomik sıkıntı yaşayan, nakit akışı bozulan ve işletme sermayesine ihtiyaç duyan bir işletmeden “vergi borcu yoktur” belgesi istenmesi, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişkidir. Çünkü gerçekten can suyuna ihtiyaç duyan bir işletmenin, bütün mali yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirebilmiş olması zaten tartışmalıdır.
Daha da önemlisi, işletmeye bir milyon liralık can suyu kredisi verilecek; fakat önce vergi borcunu kapatması istenecekse, işletme bu parayı nereden bulacaktır? Başka bir ifadeyle, “Önce borçlan, vergini öde, sonra kredi al” anlayışı, can suyu kredisi fikrinin özünü zayıflatmıyor mu?
Kaldı ki Kalkınma Bankası’nın temel misyonu, ticari kârı önceleyen özel bankaların kredi vermekte çekimser kaldığı alanlarda ekonomik kalkınmaya katkı sağlamaktır. Özel bankaların bile aramadığı bir şartın kalkınma amacı taşıyan bir kamu bankası tarafından aranması, ister istemez “Kalkınma Bankası’nın kuruluş amacı ile uygulaması arasında bir paradoks mu oluşuyor?” sorusunu gündeme getiriyor.
Konuyu Kalkınma Bankası Genel Müdürü Prof. Dr. Vecdal Gündüz’e sorduğumuzda ise söz konusu koşulların kendisinin göreve geldiği dönemde mevcut olduğunu, yönetim kurulundan yetki alarak kredi koşulları ve desteklenecek sektörler konusunda gerekli düzenlemeleri yapabileceklerini ifade etti.
İşte tam da burada umut veren bir kapı aralanıyor.
Can suyu gerçekten can suyu olacaksa, önce susayanın neden susadığını anlamak gerekir. Kalkınma politikası, ihtiyacı olanı sistemin dışında bırakmak değil; onu yeniden üretime, istihdama ve ekonomiye kazandırmak zorundadır.
Aksi halde adına “can suyu” dediğimiz kredi, susuz bırakılan işletmeler için ulaşılması zor bir çeşmeden ibaret kalabilir.







