Mahmut Kanber: “Kıbrıs’ta deniz güvenliği kazadan öte bir yönetim sorunu”

Siyaset Bilimci, Araştırmacı ve Yazar Mahmut Kanber, Girne’den Taşucu’na gitmek üzere hareket eden FİLOJET isimli yolcu gemisinin alabora olmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Kanber, yaşanan facianın yalnızca bir kaza olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, deniz güvenliği, kamu yönetimi, denetim mekanizmaları ve liyakat konularına dikkat çekti.

Kanber’in “Kıbrıs’ta Deniz Güvenliği: Kazadan Öte Bir Yönetim Sorunu” başlıklı değerlendirmesi şöyle:

“Kıbrıs’ta Deniz Güvenliği:

Kazadan Öte Bir Yönetim Sorunu

Niteliğe, bilime ve öngörüye dayanmayan kamu yönetiminin toplumsal sonuçları

Girne’den Taşucu’na gitmek üzere hareket eden FİLOJET isimli yolcu gemisinin alabora olması, Kıbrıs Türk halkını derinden sarsan ağır bir toplumsal acıya dönüşmüştür. 31 Ağustos sabahı açıklanan verilere göre gemide bulunan 267 kişiden 241’i kurtarılmış, 8 kişi yaşamını yitirmiş, 18 kişi için arama çalışmaları sürdürülmektedir. Yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, ailelerin acısını yürekten paylaşıyorum.

Kazalar elbette yaşanabilir; bütün riskleri sıfırlamak mümkün değildir. Ancak bilimsel olarak öngörülebilen risklere karşı önlem alınmamış, güvenlik standartları uygulanmamış ve denetimler sonuç üretmemişse yaşanan olay yalnızca “kaza” olarak açıklanamaz. Önlenebilir risklerin ölüme dönüşmesi teknik olduğu kadar siyasal ve yönetsel bir meseledir.

Kıbrıs Türk halkının uzun süredir yaşadığı temel sorunlardan biri, toplumsal acılardan ders çıkaran bir kamu yönetimi anlayışının geliştirilememesidir. Trafikte, iş yerlerinde, yangınlarda ve şimdi denizde benzer bir refleksle karşılaşıyoruz. Olaydan sonra suçlu aranıyor ve cezalar tartışılıyor; fakat sistem değişmiyor. Oysa çağdaş kamu yönetiminin görevi yalnızca fail bulmak değil, bilimsel verilerle riskleri önceden belirlemek ve insan hayatını korumaktır.

Kamuoyuna yapılan açıklamalarda geminin kısa süre önce yetkili bir kuruluş tarafından denetlendiği ve uygunluk belgelerini aldığı belirtilmiştir. Yakın zamanda denetlenerek sefere uygun bulunan bir gemi, limandan ayrıldıktan kısa süre sonra alabora olmuşsa personel ve işletme kadar denetim sistemi de sorgulanmalıdır. Denetimin amacı evrak tamamlamak değil, insan hayatını korumaktır.

Sorumluluk kaptan, gemi personeli veya şirket sahipleriyle sınırlandırılamaz. Kuralları belirleyen, denetim sonuçlarını kabul eden ve sefer izni veren kamu otoritesi de sorumluluk zincirinin içindedir. Kamu kurumları kuralları uygulamakla; siyasal irade ise bilimsel standartlara dayalı politika geliştirmek, gerekli kaynağı sağlamak ve hesap vermekle yükümlüdür.

Sorunun temelinde niteliğe dayanmayan bir kamu yönetimi anlayışı bulunmaktadır. Nitelik yalnızca diploma değil; liyakat, uzmanlık, bilimsel karar alma, teknik bağımsızlık ve kurumsal kapasitedir. Bunlar kurumsallaştırılmadığında mevzuat kağıt üzerinde kalmakta, denetim bir prosedüre dönüşmektedir. Bunun bedeli ise bazen yollarda, bazen iş yerlerinde, bazen de denizde insan hayatıyla ödenmektedir.

Meselenin sınıfsal boyutu da görmezden gelinemez. Kuzey Kıbrıs ile Türkiye arasındaki ulaşım birçok insan için turistik bir tercih değildir. Emekçiler, öğrenciler ve düşük gelirli aileler çalışmak, eğitim görmek, sağlık hizmeti almak veya yakınlarına ulaşmak için seyahat etmektedir. Hava yolu biletlerinin yüksekliği, daha ucuz deniz yolunu bu kesimler açısından tercihten çok zorunluluğa dönüştürmektedir. Yoksulluk, hiç kimsenin daha düşük güvenlik standartlarına mahkum edilmesini meşrulaştıramaz.

Yolcuların büyük bölümünün kurtarılması, arama-kurtarma ve Sahil Güvenlik sisteminin yeterli olduğu anlamına gelmez. Kazanın kıyıya görece yakın olması, çevredeki sivil deniz araçlarının bölgeye yönelmesi ve Sahil Güvenlik unsurlarının müdahaleye katılması tahliyede etkili olmuştur. İlk yardım çağrısına ne kadar sürede cevap verildiği; Sahil Güvenliğin personel sayısı, eğitimi, teknik donanımı, hava desteği ve bağımsız müdahale kapasitesi açıklanmalıdır. Bir ada ülkesinde Sahil Güvenlik ikincil bir birim değil, sürekli hazır bulunması gereken temel bir kamu kurumudur.

Bağımsız uzmanlardan oluşacak teknik ve idari bir kurul; denetim raporlarını, sefer izinlerini, meteorolojik verileri ve müdahale sürecini incelemeli, sonuçları kamuoyuyla paylaşmalıdır. Bütün yolcu gemileri yeniden denetlenmeli; güvenlik, erişilebilirlik ve arama-kurtarma kapasitesini birlikte ele alan ulusal bir deniz ulaşımı politikası hazırlanmalıdır.

Burada batan yalnızca bir gemi değildir. Yaşananlar; bilimi, niteliği, öngörüyü ve insanı merkeze almayan kamu yönetimi anlayışının ağır toplumsal sonucudur.

Mahmut Kanber

Siyaset Bilimci | Araştırmacı | Yazar

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com